Etiketler: buket elbeyoğlu

26 Oca 2019

12-19-27 Şubat 2019 GEÇMİŞİN YÜKLERİNDEN ARINMA atölye çalışması

Göztepe Gönüllü Evi’nde geçmişten getirdiğimiz öfke, pişmanlık, üzüntü gibi olumsuz duygularından arınabilmek  için üç haftalık atölye çalışması yapılacaktır. Unutulmamalıdır ki geçmişimizi temizlemek bugünümüzü ve geleceğimizi düzeltmek demektir.
04 Tem 2018

BUKET ELBEYOĞLU İLE DERİN TRANS EĞİTİMİ (1. MODÜL)

BUKET ELBEYOĞLU İLE DERİN TRANS EĞİTİMİ (1. MODÜL) 10-11 Temmuz Saat: 10.30 – 16.30 Alanınızda çok daha etkili ve güçlü çalışmalar yapmanıza olanak sağlayacak olan bu eğitimimizin içeriğinde: 1.Gün: Danışana yaklaşım, Seansa hazırlık, Bilgilendirme, İndiksiyon teknikleri ve Transa alma, Derin trans uygulamaları, Bilinçaltı yaklaşım teknikleri, 2.Gün: Telkin oluşturma ve sunma, Kişiye özel telkin hazırlama ve Değişim yaratma tekniklerini, uygulamalı vaka sunumlarını da kapsayan orijinal ve keyifli bilinçaltı çalışmaları yer almaktadır.
04 Tem 2018

Bilinçaltınız, Diyet Listelerini “Açlık Tehditi” Olarak Algılıyor!

İdeal kiloya inebilme, bu kiloyu koruyabilme ve sağlıklı beslenme sürecinin başarılı ve kalıcı olması için öncelikle BİLİNÇALTI ikna edilmelidir. Bilinçaltı neye inanırsa onu gerçekleştirme eğilimindedir. BİLİNÇALTI İÇİN DİYET NE DEMEK? Diyet sürecini bilinçaltı sağlıklı beslenme değil, savaşılan bir mücadele gibi algılar. Ve savaşın galibi de daima bilinçaltıdır. Çünkü bu süreçte birçok yiyecek çok daha az miktarda yenir hatta yasaktır. Bu kişilerin bilinçaltı diyet mantığını anlayamaz. Bilinçaltı için durum; aç olduğu halde yemek bulamıyor, verilmiyor, esirgeniyor ya da sevdiği yiyeceklere ulaşamıyor olmasından ibarettir. Kısaca bir “açlık tehdidi” söz konusudur. Görevi bizi hayatta tutmak olan bilinçaltı için bu diyet süreci bir tehlike olarak algılanır ve tüm gücüyle bizi bu süreçten kurtarmaya yani diyetimizi sonlandırmaya uğraşır. BİLİNÇALTIMIZ BİZİ NASIL YORUMLUYOR? Tatlıya olan düşkünlük, kilolu olanların sıkça karşılaştıkları bir “bağımlılıktır”. Bu kişiler sağlıklı beslenme yada ideal kilolarına ulaşabilme serüvenlerinde “ahhh bir tatlı olsada yesem, tatlısız hayat anlamsız, şu diyet bitse de sevdiğim tatlılara kavuşabilsem” gibi sözleri sıkça tekrarlarlar. Bu sözler yada düşüncelerle tatlının hayatlarının vazgeçilmezi olduğunu bilinçaltına daha da güçlü kazırlar. Genellikle de daha çok “tatlısever” olarak bu serüveni tamamlarlar. REKLAM ads by AdMatic Bilinçaltı Uzmanı Buket Elbeyoğlu; “diyetteyim kesinlikle artık tatlı yemiyorum, tatlıdan uzak durmaya çalışıyorum, hamurişlerinden kaçınıyorum, karbonhidratları ağzıma koymuyorum gibi olumsuz cümleler kurarak bireyler kendilerini tatlıdan, karbonhidratlardan uzaklaştırdıklarını sanırlar. Oysa bu durumda zihin önce tatlıyı, hamurişlerini hayal eder; bunları gözünde canlandırır” diyerek bilinçaltı OLUMSUZ CÜMLELERİ anlamaz. İçinde tatlı, hamurişi geçen her cümle bilinçaltına o yiyecekleri hatırlatır ve kişiyi daha da güçlü tatlıya, zararlı karbonhidratlara yönlendirir şeklinde belirtti. BİLİNÇALTINIZI İKNA EDEBİLİR MİSİNİZ? Kilo sorununu sağlıksız gıdalarla beslenme ve çok yeme nedeniyle aşamayanlar; yıllarca tatlı, börek, fastfood gibi karbonhidratların çok güzel ve lezzetli olduğunu bilinçaltınıza telkin ettiniz, çok sevdiğinize kendinizi ikna ettiniz. Sizin bu gıdaları yedikçe mutlu olduğunuza bilinçaltınız inandı. Bundan sonraki süreçlerde tek amacı sizi hayatta tutmak ve mutlu etmek olan bilinçaltınız sizin daha da mutlu olmanız için daha çok bu gıdaları yemeniz gerektiği inancıyla tüm gücünü bu yolda kullanır. Bilinç seviyesinde bu gıdalardan uzak durmanız ve ihtiyacınız kadar yemeniz gerektiğini ne kadar bilseniz de, bilinçaltınızın sizi “mutlu etme” inancı galip gelecek, diyet süreçlerinizi baltalayacaktır. Bilinçaltı Uzmanı Elbeyoğu; “İdeal kilonuzda olmak istiyorsanız sevdiklerinizi yeniden tanıtın bilinçaltınıza.Her gün hatta günde birçok kez gözünüzün önünden ıspanak, fasulye, kabak, patlıcan, enginar, kereviz, maydanoz, kıvırcık, domates, salatalık, roka, enginar ve bunların yedi sülalesini geçirin. Onları sıkça düşünün, dokunun, koklayın, sevdiğinizi söyleyin. Olumlu telkinlerle bir alışkanlıktan kurtulma çalışmaları, inanın şaşırtıcı derecede sizi başarıya götürecek bir yöntemdir. Defalarca söylediğiniz bu olumlu sözler aslında hipnotik telkin etkisi yaratmaktadır. Bu şekilde kendinizi kandırabilir bilinçaltınız ikna edebilirsiniz. Bir süre sonra “sağlıklı yiyecekler” denildiği zaman gözünüzün önüne ıspanak, fasulye, kabak, patlıcan, enginar, kereviz, maydanoz, kıvırcık, domates, salatalık, roka, enginar vb. ın geçit töreni gelecek yada “en sevdiğim yiyecekler” diye düşündüğünüzde, inanın sadece bu gıdaları hatırlayacaksınız” diye sözlerine ekledi.
26 Şub 2018

DİYET İÇİN ÖNCE BİLİNÇALTINIZI İKNA EDİN

Bilinçaltı savunma geliştiriyor. Fazla kilolarından şikayetçi olan birçok kişinin diyet serüveni genellikle sancılı oluyor. Yemek listelerinin içeriği ve yiyeceklerin miktarı çoğunlukla doktor ya da diyetisyenlerin uygun bulduğu şekilde düzenleniyor. Kişilerin kendi özgür iradeleri devre dışı kalıyor. Aslında ideal kiloya ulaşabilmenin yollarından belki de en önemlisi, önce bilinçaltına diyet sürecinin bir “açlık, kıtlık” dönemi değil “sağlıklı beslenme” süreci olduğu gerçeğini kabul ettirmekten geçiyor. Bilinçaltı diyet mantığını anlamıyor Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler bilinçli bir şekilde diyet yapmak isteseler de, bilinçaltları bu süreci anlamlandıramıyor. Alışılagelmiş yemek düzeninin tamamen değişime uğraması, kişinin bilinçaltınca “açlık tehlikesi” olarak algılanıyor. Diyet yapmaya çalışan kişilerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan bahseden Bilinçaltı ve Biyoenerji Uzmanı Buket Elbeyoğlu; “Diyet sürecindeki kişilerin birçoğu zaman zaman yeme atakları geçirdiklerini, anlamlı – anlamsız, lezzetli – lezzetsiz, iyi – kötü demeden ne bulurlarsa yediklerini söylerler. Çünkü; birçok yiyecek yasaktır. Yasaklar ise caziptir. Kişiler bu listeleri uygularken düşünceleri ve hayalleri çoğunlukla yiyemedikleri, ulaşamadıkları, yasaklanmış yiyecekler üzerinedir. Bu kişilerin bilinçaltı, diyet mantığını anlayamaz. Bilinçaltı için durum; aç olduğu halde yemek bulamıyor, verilmiyor, esirgeniyor ya da sevdiği yiyeceklere ulaşamıyor olmasından ibarettir. Bu durum kişilerin bilinçaltına; kıtlık bilinci, açlık kaygısı, yiyecek bulamama korkusu, yoksunluk duygusu olarak yerleşmekte ve kişiyi içinde çıkamayacağı bir kısırdöngüye sürüklemektedir” dedi. Bilinçaltı savunma geliştiriyor Genellikle diyet yapanların bilinçaltı, kişileri bu açlık sürecinden kurtarmak için çareler arıyor, savunmalar geliştiriyor ve çözümler üretiyor. Bu çözümler de çoğunlukla “ne bulursan ye, hiç kaçırma, acıkmayı beklemeden ye” gibi davranışlar şeklinde oluyor. Elbeyoğlu; “Sıkça diyet yapan kişilerden; ‘önceden çok daha seçiciydim şimdi seçiciliğim kayboldu, adeta kıtlıktan çıkmış gibi yemek yiyorum’ dediklerini sıkça duyarız. Kontrol edemedikleri bu davranışlarına bir anlam veremediklerini, üzüldüklerini ya da kendilerine öfkelendiklerini ifade ederler. Oysa bilinçaltları kişileri bu davranışlara yönlendirerek kendince en doğru olanı yapmaktadır. Çünkü bilinçaltı için ortada son derece gerçek bir ‘açlık tehdidi’ söz konusudur ve kişiyi bu ‘hayati tehlikeden’ korumak için çok güçlü tedbirler almalıdır. ” dedi.
26 Şub 2018

BİLİNÇALTINIZ ZAYIFLAMANIZA ENGEL OLUYOYOR

Günümüzdeki başarısız diyet serüvenlerinin en önemli nedeni, diyet süreci mantığını bilinçaltının kabul etmemesinden kaynaklanıyor.
Fazla kilolarından şikayetçi olan birçok kişinin diyet serüveni genellikle sancılı oluyor. Yemek listelerinin içeriği ve yiyeceklerin miktarı çoğunlukla doktor ya da diyetisyenlerin uygun bulduğu şekilde düzenleniyor. Kişilerin kendi özgür iradeleri devre dışı kalıyor. Aslında ideal kiloya ulaşabilmenin yollarından belki de en önemlisi, önce bilinçaltına diyet sürecinin bir “açlık, kıtlık” dönemi değil “sağlıklı beslenme” süreci olduğu gerçeğini kabul ettirmekten geçiyor.

Bilinçaltı diyet mantığını anlamıyor

Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler bilinçli bir şekilde diyet yapmak isteseler de, bilinçaltları bu süreci anlamlandıramıyor. Alışılagelmiş yemek düzeninin tamamen değişime uğraması, kişinin bilinçaltınca “açlık tehlikesi” olarak algılanıyor. Diyet yapmaya çalışan kişilerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan bahseden Bilinçaltı ve Biyoenerji Uzmanı Buket Elbeyoğlu; “Diyet sürecindeki kişilerin birçoğu zaman zaman yeme atakları geçirdiklerini, anlamlı – anlamsız, lezzetli – lezzetsiz, iyi – kötü demeden ne bulurlarsa yediklerini söylerler. Çünkü; birçok yiyecek yasaktır. Yasaklar ise caziptir. Kişiler bu listeleri uygularken düşünceleri ve hayalleri çoğunlukla yiyemedikleri, ulaşamadıkları, yasaklanmış yiyecekler üzerinedir. Bu kişilerin bilinçaltı, diyet mantığını anlayamaz. Bilinçaltı için durum; aç olduğu halde yemek bulamıyor, verilmiyor, esirgeniyor ya da sevdiği yiyeceklere ulaşamıyor olmasından ibarettir. Bu durum kişilerin bilinçaltına; kıtlık bilinci, açlık kaygısı, yiyecek bulamama korkusu, yoksunluk duygusu olarak yerleşmekte ve kişiyi içinde çıkamayacağı bir kısırdöngüye sürüklemektedir” dedi.
26 Şub 2018

DİYET İÇİN ÖNCE BİLİNÇALTINIZI İKNA EDİN

İdeal kiloya ulaşmanın yolu, önce bilinçaltını diyetin ‘sağlıklı bir beslenme süreci’ olduğuna ikna etmekten geçiyor.

Günümüzdeki başarısız diyet serüvenlerinin en önemli nedeninin, diyet süreci mantığını bilinçaltının kabul etmemesinden kaynaklandığını ifade eden Bilinçaltı ve Biyoenerji Uzmanı Buket Elbeyoğlu, düşüncelerinize söz geçirdiğiniz anda zayıflamanın kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

Yemek listelerinin içeriği ve yiyeceklerin miktarı çoğunlukla doktor ya da diyetisyenlerin uygun bulduğu şekilde düzenlendiği için kişilerin kendi özgür iradeleri devre dışı kalıyor. Bu nedenle fazla kilolarından şikayetçi olanların diyet serüvenleri de genellikle sancılı oluyor. Aslında ideal kiloya ulaşabilmenin yollarından belki de en önemlisi, önce bilinçaltına diyet sürecinin bir “açlık, kıtlık” dönemi değil “sağlıklı beslenme” süreci olduğu gerçeğini kabul ettirmekten geçiyor.

Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler bilinçli bir şekilde diyet yapmak isteseler de, bilinçaltları bu süreci anlamlandıramıyor. Alışılagelmiş yemek düzeninin tamamen değişime uğraması, kişinin bilinçaltınca “açlık tehlikesi” olarak algılanıyor. Diyet yapmaya çalışan kişilerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan bahseden Elbeyoğlu; “Diyet sürecindeki kişilerin birçoğu zaman zaman yeme atakları geçirdiklerini, anlamlı – anlamsız, lezzetli – lezzetsiz, iyi – kötü demeden ne bulurlarsa yediklerini söylerler. Çünkü; birçok yiyecek yasaktır. Yasaklar ise caziptir. Kişiler bu listeleri uygularken düşünceleri ve hayalleri çoğunlukla yiyemedikleri, ulaşamadıkları, yasaklanmış yiyecekler üzerinedir. Bu kişilerin bilinçaltı, diyet mantığını anlayamaz. Bilinçaltı için durum; aç olduğu halde yemek bulamıyor, verilmiyor, esirgeniyor ya da sevdiği yiyeceklere ulaşamıyor olmasından ibarettir. Bu durum kişilerin bilinçaltına; kıtlık bilinci, açlık kaygısı, yiyecek bulamama korkusu, yoksunluk duygusu olarak yerleşmekte ve kişiyi içinde çıkamayacağı bir kısır döngüye sürüklemektedir” diyor. Genellikle diyet yapanların bilinçaltı, kişileri bu açlık sürecinden kurtarmak için çareler arıyor, savunmalar geliştiriyor ve çözümler üretiyor. Bu çözümler de çoğunlukla “ne bulursan ye, hiç kaçırma, acıkmayı beklemeden ye” gibi davranışlar şeklinde oluyor.

Elbeyoğlu; “Diyet yapan kişilerden; ‘önceden çok daha seçiciydim şimdi seçiciliğim kayboldu, adeta kıtlıktan çıkmış gibi yemek yiyorum’ dediklerini sıkça duyarız. Kontrol edemedikleri bu davranışlarına bir anlam veremediklerini, üzüldüklerini ya da kendilerine öfkelendiklerini ifade ederler. Oysa bilinçaltları kişileri bu davranışlara yönlendirerek kendince en doğru olanı yapmaktadır. Çünkü bilinçaltı için ortada son derece gerçek bir ‘açlık tehdidi’ söz konusudur ve kişiyi bu ‘hayati tehlikeden’ korumak için çok güçlü tedbirler almalıdır” diyor.

24 Şub 2018

Kedi fobisinden nasıl kurtulabilirsiniz?

Kedi Korkunuzun Nedeni Nedir?

Kediler dünyanın en sevimli hayvanlarındadır, ama eğer kedi korkusu yaşıyorsanız bırakın sevimli görmeyi panik atak yaşayacak, bulunduğunuz ortamı terk edecek, çarpıntı, titreme, soğuk terleme, ateş basması gibi fiziksel tepkiler verebilecek kadar bu hayvanlar korkunç görünebilir. Bilinçaltındaki olumsuz kayıtlar nedeniyle bu sevimli hayvanlar kedi fobisi olan kişiler tarafından kaçılması uzak durulması gereken hayvanlar olarak görülürler. Bilinçaltı Uzmanı Buket Elbeyoğlu; “Bu korku nedeniyle regresyon çalışması uygulanan kişilerde geçmişe ait kedi ile ilgili tüm olumsuz duygular boşaltılarak yerine sevgi duygusu yerleştirilir. Yapılan çalışmaların ardından kedi korkusu genelde yerini sevgiye bırakmakta hatta birçok kişi kedi sahiplenmektedir” dedi. KORKULAR BİLİNCE DEĞİL, BİLİÇALTIMIZA AİTTİR. Bilinçaltımızın temel fonksiyonu aslında bizi korumaktır. Bilinçaltımızda kedilerle ilgili olumsuz bir kayıt varsa her kedi gördüğümüzde korku, panik, gibi durumlar yaratarak bizi bu sevimli hayvanlardan uzaklaştırmaya çalışıp aslında bizi korumaktadır.  Kedi korkusu yaşayan kişilere neden kediden korktukları sorulduğunda kimi tüylerinden, kimisi tırmalamasından, ısıracağından, bazıları da üstlerine atlayacağından korktuklarını söylerler. Kedi korkusu yaşayan kişiler inanın bu hallerinden hiç memnun değildirler. Ayrıca hayvansevmezlikle, gaddarlıkla suçlanıp,  ‘Hayvan sevmeyen insan da sevmez!’ damgasını yemeleri de cabasıdır diyen Bilinçaltı Uzmanı Buket Elbeyoğlu,  “Sakın bu gibi durumları yaşayan kişilere “küçücük şey, ne kadar sevimli, hiç zarar veremez, hadi biraz kucağına al, nesinden korkuyorsun?” gibi sözler etmeyin. Bu sözlerin hiçbir faydası olmadığı gibi ayrıca kişiyi öfkelendirirsiniz. Çünkü tüm bu söylemler bilince hitap etmektedir. Oysa korkular bilince değil bilinçaltımıza aittir. Yani korkan bilinçaltımızdır” dedi. REGRESYON TEKNİĞİNDEKİ AMAÇ GEÇMİŞİN ŞİMDİYİ VE GELECEĞİMİZİ ETKİLEMESİNE SON VERMEKTİR. Korkuların nedeni kişiden kişiye değişmektedir. Özellikle çocukluk çağında yaşanan travmalar, duyulan bir haber yada izlenen bir filim, yetiştirilme şekli olabileceği gibi korkutucu kedi imajı daha başka korkuların da simgesi olabilir. Kısacası bu korkunun bilinçaltında yatan bir sebebi vardır. Bilinçaltı kayıtları nedeniyle bu sevimli hayvanlar fobisi olan kişiler tarafından kaçılması uzak durulması gereken hayvanlar olarak görülürler. Bu dünyanın en sevimli ve sevgi dolu hayvanlarıyla barışmak, sarmaş dolaş olmasanız bile panik olmadan aynı ortamda rahatça durabilecek duruma gelebilmek bilinçaltı çalışmaları ile mümkün. Buket Elbeyoğlu; “Bilinçaltına yönelik çalışmalardan biri olan regresyon( geçmişe yolculuk) tekniği ; geçmişte yaşanmış bilinçaltımızın kaydettiği olaylara gidip, o olaylarda hissettiğimiz tüm olumsuz duygularımızı boşaltmak ve boşalan bu duyguların yerine olumlu, güzel, insani duygular yerleştirmek üzere kullandığımız çok basit bir yöntemdir. Amaç geçmişin şimdiyi ve geleceğimizi etkilemesine son vermektir. Bu korku nedeniyle regresyon çalışması uygulanan kişilerde geçmişe ait kedi ile ilgili tüm olumsuz duygular boşaltılarak yerine sevgi duygusu yerleştirilir. Ya da bilinçaltındaki ürkütücü kedi imajı aslında başka bir korkunun simgesi ise kişiye korktuğun kedi değil, onun simgeleştirdiği başka bir korku olduğu fark ettirilerek kediye hissettiği duygular sönümlendirilir” diyerek bu çalışmaların ardından kedi korkusunun  yerini sevgiye bıraktığının hatta birçok kişinin kedi sahiplenebilecek seviyeye geldiğinin altını çizdi.
13 Şub 2018

Bilinçaltı ve Zihinsel Arınma Çalışmaları

BİLİNÇ: Zihnimizin düşünen yargılayan, karar veren, mantık yürüten bölümüdür. Yani şu anda farkında olduğumuz her şey bilincimizdir.
BİLİNÇALTI ise anne karnında var olduğumuz andan itibaren farkında olmadığımız arzu, istek, dürtü ve duyguların depolandığı, bunlara bağlı olarak da programların yazıldığı alışkanlıklarımızın, davranış kalıplarımızın, inançlarımızın yer aldığı zihin bölümümüzdür.
BİLİNÇALTININ ASLINDA ASLİ GÖREVİ BİZİ KORUMAKTIR.
Bilinçaltımızın önemini yeterince bilmiyor ve gücünden yararlanamıyoruz. Oysa bilinçaltının bu sonsuz gücünü yanımıza almayı başarabilsek inanın tahminlerinizin çok ötesindedir yaşayacağımız güzel yaşam deneyimleri.
Geçmişte yaşanan korkular, kaygılar, inançlar, alışkanlıklar, duygular bir şekilde bilinçaltımıza kaydedilir. Bu kayıtlara göre oluşan bilinçaltı programları ömür boyu kişinin ruh durumu, kişilik yapısı, hayata bakışı ve algılayışı, ilişkileri gibi birçok konuda etkili olur. Bu programlara dokunmazsak ömür boyu olduğu gibi çalışmaya devam eder. Bilinçaltı bu programlar sağlıklımı, sizin için faydalımı? diye düşünmez, değişme gibi bir çabası da yoktur, hatta değişime direnç gösterir.
Örneğin kendinizi yapmaktan alıkoyamadığınız, mantıksız olduğunu bildiğiniz halde “elimde değil” dediğiniz davranış ve düşünceler, alışkanlıklar, tutkular, takıntılar, fobiler, bağlanmalar, sabit inanç bu ve benzeri alanlar bilinçaltınızda kayıtlı programlarınızın ürünüdür.
Özetle Bilinçaltındaki kayıtlı programlarımızdan bazılarının içeriği nedeniyle hayatımız son derece olumsuz etkilenmektedir. Bilinçli halimizle isteyerek, umarak, kızarak kayıtlı bu programların değişimini gerçekleştirme şansımızın pek de mümkün değildir.
İşte çeşitli bilinçaltı çalışmaları ile bu PROGRAMLARINIZ YENİDEN DÜZENLENEBİLİR, müthiş bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirebilirsiniz…
13 Şub 2018

KİŞİSEL GELİŞİM

Kişisel gelişim kendini keşfetme yolculuğudur. Huzurlu, doyumlu, sğlıklı bir yaşam sürmek istiyorsak, bizi sınırlayan inançlardan, bakış açılarından özgürleşip, yeni ve sağlıklı bir zihin modelini        yaşamımıza geçirmemiz, kısacası değişmemiz gerekir.
Değişim eski kalıplardan kurtulmak, olaylara yeni bakış açıları geliştirmek, hayata daha farklı bakabilmek demektir.
Huzurlu, doyumlu, sağlıklı bir yaşam sürmek, sadece dış koşulları düzelmek ve iyileştirmekle sağlanan bir durum değildir.
Untulmamalıdır ki MUTLULUK ZİHİNDE BAŞLAR. Sağlıklı bir zihin modeline sahip insan gerçekten mutludur.
Kişisel gelişim, bir kendini keşfetme yolculuğudur. insanın içindeki sınırsız gücün farkına varabilmesi, var olan potansiyelinin neler olduğunu kavrayabilmesi ve bunu kullanabilmesi yeteneğidir. Bunu başarabilenler, sadece kendilerini değil çevrelerini de değiştirir ve geliştirirler.
13 Şub 2018

REİKİ

Reiki, şifa ve ruhsal çalışma tekniklerine dayanan binlerce yıllık bir öğretidir. Reiki japonca bir kelimedir. Rei: Her yerde var olan, Ki: Yaşam enerjisi(ruhsal yaşam enerjisi) anlamına gelir. En genel anlamda Reiki evrensel yaşam enerjisi demektir. Aslında hepimiz bu evrensel yaşam enerjisi ile doğmaktayız. İnsanların enerji bedeninde çakra adını verdiğimiz 7 adet enerji merkezinin var olduğu kabul edilir. Doğduğumuz zaman temiz ve açık olan bu çakralar, ilerleyen yıllarda çeşitli nedenlerle kapanmakta bu da birçok fiziksel ve ruhsal sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Reiki’nin temel prensibi, tıkalı olan veya dengesiz çalışan bu enerji merkezlerini açıp, dengeli çalışmasını sağlamaktır. Reiki vücutta ki uyumun ve enerjilerin dengelenmesini, düzenlenmesini sağlar, yaşam enerjisini artırıcı bir yöntemdir. Reiki uygulayıcısı ister kendine ister bir başkasına bu uygulaması yaparken, kendinden bir enerji vermez, sadece ‘’yaşam enerjisinin’’ aktarılmasında kanal olur. Dolayısıyla enerjisi azalmaz aksine artar. Reiki herkes tarafından kolaylıkla öğrenilebilen ve uygulanabilen bir çalışmasıdır.
11 Şub 2018

Bioenerji ve Enerji Dengeleme Çalışmaları

Bioenerji, her canlıda bulunan evrensel yaşam enerjidir.
Huzurlu, sağlıklı, yaşam sevinci yüksek, dengede ve zinde hissedebilmek için bioenerji dengemizin mükemmel olması gereklidir. Bu dengenin bozulması fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak birçok soruna neden olmaktadır.

Sağlıklı her İnsan vücudunda var olan bu doğal enerjinin akışı, normal şartlarda düzenlidir ve bedenin titreşimsel frekansı dengededir.
Çeşitli nedenlerle canlının koşulları olumsuz anlamda değiştiğinde (duygusal travmalar, stres, kaygı, korku, öfke gibi olumsuz duygular, kötü beslenme, uykusuzluk, hareketsizlik vb) bu düzenli enerji akışı ve denge bozulabilmektedir.
Enerji akışının sorunlu olduğu bu kişilere yapılan bioenerji uygulamaları ve enerji dengeleme çalışmaları ile enerji akışı dengelenir hatta pozitif enerjileri yükselir.
Evrensel yaşam enerjisinin yeniden doğru bir şekilde vücudumuzdan akıyor olması, bizi fiziksel ruhsal ve duygusal olarak çok daha iyi hissetme noktasına getirir.

Bioenerji Uygulaması ise, evrende ve insanda var olan bu enerji akımının uygulayıcı tarafından özel teknikler ile yoğunlaştırılarak avuç içlerinden seans uygulanan kişinin bedenine aktarılmasıdır. Bir çeşit vücut enerji ayarının yapılması da denebilir.

Bioenerji ve enerji dengeleme çalışmaları;
  • Enerji bedeninizdeki tıkanmış enerjileri serbest bırakmaya yardımcı olur
  • Doğal yaşam enerjinizin canlanmasına yardımcı olur
  • Enerji bedeninizin titreşimsel frekansının yükselmesine yardımcı olur–
  • Enerji bedenini arındırmaya yardımcı olur
  • Meridyenlerinizdeki enerji blokajlarını açmaya yardımcı olur–
  • İçsel gücünüzü harekete geçirmeye yardımcı olur
Özetle ruhsal zihinsel duygusal ve fiziksel olarak dengeli ve zinde bir yaşamın kapılarını açar.
09 Şub 2018

EFT (Duygusal Özgürleşme)

EFT’ nin temel amacı iyi hissetmeyi sağlamaktır. İyi hissetmek en doğal hakkımızdır. Ancak iyi hissetmek, olumlu düşünmeye çalışmakla gerçekleşen bir durum değildir. İyi hissetmek ancak birikmiş duyguları boşaltmakla kendiliğinden gerçekleşen, içsel bir enerji değişimidir. Çoğu kişisel gelişim kitabında ‘’olumsuz düşüncelerinizi ve inançlarınızı fark edin ve olumlularıyla değiştirin’’ yazar. Ancak bilinçaltında bu olumuz düşünce ya da inancı tutan birikmiş bir duygu varken, bu duygulara hiç dokunmadan (boşaltmadan) sadece düşünce düzeyinde değiştirmeye çalışmak pek de mümkün deyilidir. BU SADECE DEĞİŞTİĞİNİ SANMAKTIR. DEĞİŞİM ANCAK DUYGULARIN BOŞALTILMASI İLE GERÇEKLEŞİR. Bu nedenle EFT, duyguları boşaltmak için uyguladığımız bir tekniktir. DUYGUSAL ARINMA TEKNİĞİ – EFT NEDİR? EFT bir iyileştirme sanatıdır diyebiliriz. Bedendeki enerji noktalarına hafif vuruşlar yaparken soruna odaklanıp, bedenden duyguları boşaltma tekniğidir. Açılımı Emotional Freedom Technique, yani Duygusal Özgürleşme-Arınma Tekniği olan EFT, bilincimizi, bilinçaltımızı, geçmişte yaşadığımız bir olayın bıraktığı duygusal kayıtlardan ve izlerden, sadece parmaklarımızı kullanarak, birkaç dakikada arındırabileceğimiz bir yöntemidir.
30 Oca 2018

Duygularını Londra’ da Farket

Duygularımızın ruh ve beden sağlığımıza etkilerini, bu etkilerin karakterimizi nasıl biçimlendirdiğini merak edenler!Bu seminer sizler için. Buket Elbeyoğlu’ nun kaçırılmayacak bu seminerine sizlerde katılın. 21 NİSAN 2018, LONDON REHERSAL  
  • 21 NİSAN 2018
  • 16.45-18.45/ LONDON REHERSAL rezervasyon için
  • SPACE, Templeton Hause 33-34  Chiswell Street, EC1Y 4SF
  • LONDRA
REZERVASYON  TELEFONLARI
  • +90532 3639662
  • +447903805923